Benzer Kelimeler

gökyüzünün kelimesinin Türkçe Türkçe çevirisi ve anlamı

Kategori Anlam Orijinal metin
genel صَفَاءٌ kedersiz olmak , su veya gökyüzünün duru olması , sefa , duruluk , netlik , berraklık , safi ve halis olmak

Benzer Kelimeler

Kategori Anlam Orijinal metin
genel أَمْطَرَ اللهُ عَلَيْهِمْ حِحَارَةً مِنَ السَّمَاءِ Allah onların üzerine taş gökten yağdırdı
genel تِنِّينٌ ( ج ) تَنَانِينُ ejderha , ejder , büyük yılan , gökte yedi burç boyunca uzanan hafif bir beyaz beyazlık
genel سَمَائِيٌّ göklü , göksel , mavi , gökten inme , semai
genel مَا أَنَّ فِي السَّمَاءِ نَجْمٌ gökte bir yıldız bulundukça
genel كِرْفِئٌ ( و ) كِرْفِئَةٌ : كِرْثِئٌ gökte birikmiş ufacık bulut parçaları , birbiri içine girmiş yığın yığın bulut , kat kat sıkı ve yüksek olan bulut , yumurtanın üst kabuğu
genel تَكَاثَفَتْ السُّحُبُ فِي السَّمَاءِ gökte bulutlar yoğunlaştı
genel إِنْكَدَرَتْ النُّجُومُ gökte yıldızlar saçılıp dağıldılar
genel مَنَ السَّمَاءِ gökten
genel عِنَانُ السَّمَاءِ gökyüzü
genel وجه السماء ، سماء gökyüzü
genel وَجْهُ السَّمَاءِ gökyüzü
genel تَغَيَّمَتْ السَّمَاءُ gökyüzü bulutlandı
genel تطيير البالونات إلي وجه السماء gökyüzüne balonlar uçurtmak
genel دَمَكَتْ الشَّمْسُ فِي الجَوِّ او السَّمَاءِ güneş gökte yükseldi
genel جَرْبَاءُ و يقال جَارِيَةٌ جَرْبَاءُ و أَرْضٌ جَرْبَاءُ güzel dilber kız , kurak yer , yıldızlarla süslü gök , gökyüzü , sema , bir cins nebat , uyuz kadın
genel غَامَ ـِـ غَيْماً hava bulutla kapalı olmak , gökyüzü bulutlanmak , bulutlu olmak , susamak , bulutlanmak , suya pek susamak
genel حُسْبَانٌ جَمْعُ حِسَابٍ ( و ) حُسْبَانَةٌ : تَعْدَادٌ صاعقة ، سحابة ، برد hesaplar , itibar , saygınlık , gözönüne alma , hesaplamak , önem , saymak , tadad , sayış , hesap etmek , zan etmek , hesaplamak , zannetmek , sanmak , hesap , ölçü , ateş , azap , bela , havaya ağıp çıkan gubar , toz , çekirge , hurda ve ok , küçük yastık , hurda karınca , yıldırım , bulut , gökten yağan dolu
genel نَسْرٌ طَائِرٌ Kuzey kutbunda vaki olan bir yıldız , vega yıldızı , uçan kartal , gökte üç yıldız adıdır ki terazi yıldızı gibi sıravardı dururlar
genel حُسْبَانَةٌ وَاحِدَةُ حُسْبَان küçük yastık , koltuk yastığı yüz yastığı , ufak karınca , küçük ok yıldırım , bulut , gökten yağan dolu
genel لا ينزل الرزق بمقتل من السماء kısmet gökten zembil ile inmez
genel سَمَاوِيٌّ ، سَمائِيٌّ mavi renk , göklü , semavi , göksel , göklü , gökten inme , mavi , gök renkli , gökten
genel عَرْشٌ ( ج ) عُرُوشٌ taht , arş , felek - i azam , çardak , esas , mülk , padişah tahtı , hükümdarlık , örtü , kürsü , gökyüzü , gölgelik , tavan , çatı
genel غَمَيً ( ج ) أَغْمَاءٌ tavan , dam örtüsü , evin tavanı , çatısı , her nesnenin yükseği , ayın gökte örtülmesi , atın terlemesi için örttüleri çül , dam üzerine örttükleri toprak , tuğla , kiremit
genel أُفُقٌ : أُفْقٌ ( ج ) آفَاقٌ ، جانب ، طرف ، ناحية : ufuk , zaman yahut mekan - ı vahitte nazara münkaşif olan yer ile gök arasında görünen ve birbirine ittisal eyledikleri dairedir , gözün görebildiği yer , ufuk , gök ucu , kıyı , gök kenarı , çevren , gök ucu , kıyı , taraf , nahiye , köşe , kenar , gök kenarı , dört cihet , akşam vaktinin sonu ki gökteki beyazlık ve kızıllık zail olur , çadır kapısı perdesinin iki düğmesi arasındaki kısmı
genel صَابَ ـُـ صَوْباً و مَصَاباً و صَيْبُوبَةً yağmur gökten boşanmak , bol yağmur yağmak , dökülmek , inmek , yere yağmur değmek , yüksekten gelip inmek , suyu dökmek , şişmek , hedefe ok doğrulmak , ok hedefinden sapmak


 

Hızlı Online Çeviri