gürültü kelimesinin Türkçe Türkçe çevirisi ve anlamı

Kategori Anlam Orijinal metin
genel غَذْمَرَ : غَذْمَرَةً الرَّجُلُ adam gürültü etti , söylendi
genel رَطِيْطٌ ( ج ) رِطَاطٌ ahmak ve bön kimse , gürültü
genel جَلَبَ ــ جَلْباً و جَلَباً إِلَي ، عَلَي alıp getirmek , celp etmek , kendine çekmek , sevk etmek , gürültü patırtı etmek , gürültü çıkarmak , yara kabuk bağlamak , toplanmak
genel جَلَبَةٌ ( ج ) جَلَبٌ :: دَوْدَأَةٌ : إختلاط الصوتِ ana baba günğ , kavga , hayhuy , gürültü , patırtı , şamata , bağırıp çağırma , kargaşa , harıltı , giryo ve feryat ve çığıltı , figan , kütürtü
genel بُعَاقٌ : بَعَاقٌ : بِعَاقٌ و يقال أَخَذَنَا بِعَاقٌ ansızın zuhureden şiddetli yağmur , sağanak , birden bire gelen şiddetli sel suyu , hızlı ses , şiddetli ses , gürültü
genel نَمِيمٌ ( ج ) نَمَائِمُ ayak vuruşu sesi , kovuculuk , söz taşıma , hafif gürültü
genel دَبَكَ ـُـ دَبْكاً ayağını yere vurup gürültü , patırtı çıkarmak , yere çalmak , yıkmak
genel بَرْبَرَ : بَرْبَرَةً bağırmak , çocuk lakırdı ve çocuk gürültü etmek , dır dır etmek , somurdanmak
genel بُرْبُرٌ ( و ) بَرْبَرِيٌّ ( ج ) بَرَابِرُ و بَرَابِرَة و يقال رجل بُرْبُرٌ Berberi , medeniyetten mahrum ve kaba kavim , çok gürültü eden , dırlayıcı , geveze
genel وَعْيٌ : شُعُورٌ bilinç , şuur , idrak , kavrama , kavrayış , hıfz etmek , ezberlemek , ezberleyiş , anlamak , anlayış , aklı selim , sağduyu , gürültü , bir şeyi saklamak , dikkatli olma , uyanıklık , telakki , hatırda tutmak , gürültü , şamata , cerahat , irin
genel بَوْشٌ ، بُوشٌ ( ج ) أَبْوَاشٌ بَاطِلٌ و يقال أمر بَوْشٌ اي بَاطِلٌ و يقال جَاؤُا فِي بَوْشٍ bir ata oğlanları ve cemaat çoğuldusu ve halk çoğuldaşmak , adamlar cemaatıki her biri bir yerden gelmiş ola , her cins adam cemaatı , ayaktakımı , karışık halk yığını , hergele , boş , nafile , ecnas - ı muhtelifeden karışık cemaat , topluluk , kalabalık , gürültü , patırdı , Mısır ' da yaptıkları bir yemek ki ağzı kapalı çömleğin içinde fırında pişmiş buğday ile mercimekten ibarettir , varil
genel ضَجَّةٌ bir defa çağırmak ve inlemek , gürültü , patırtı
genel وَأْدٌ Cahiliye döneminde kız çocuğunu diri diri toprağa gömmek , kükremiş devenin böğürmesi , şiddetli ve yüksek ses , gürültü
genel إِدِيدٌ : ضَجَّةٌ ، جَلَبَةٌ devenin kükremesi , suyun çağlaması , gürültü , patırdı
genel شَمَاتَةٌ düşmanın acısına gülmek , düşmanın kederi ve musibetiyle hurrem ve mesrur olmak , birinin musibetine seviniş , düşman gülünceği , şamata , gürültü , çağrışma , bağrışma , düşmanın keder ve musibetiyle hurrem ve mesrur olup şenlik etmesi
genel دَوْدَأَةٌ : جَلَبَةٌ و يقال ما هذه الدَّوْدَأَةُ اي الجَلَبَةُ ؟ feryat , figan , patırtı , kütürtü , gürültü
genel هَاطَ فُلاَنٌ filan gürültü etti , şamata yaptı
genel زَمْزَمَةٌ ( ج ) زَمْزَمَاتٌ gürleme , gürültü , gümrenmek , gazel okumak , hazin ses , ezgili ses , terennüm , teganni , bulut sesi , terane
genel أزيز ، رعيد ، ضجيج ، ضوضاء ، صخب ، نزاع ، gürültü
genel تَخَرْخُرٌ gürültü
genel شَوْشَرَة gürültü
genel ضَاجٌّ gürültü eden
genel دَلْوٌ بَرْبَارٌ gürültü eden koğa
genel سَخَّابٌ : صَخَّابٌ gürültü eden , patırtı eden
genel صَدَّ ــ صَدِيداً gürültü etmek


 

Hızlı Online Çeviri