münasip kelimesinin Türkçe Türkçe çevirisi ve anlamı

Kategori Anlam Orijinal metin
genel أَرِيضٌ : مكان كثير العشب و رجل أريض اي متواضع otu çok olan yer , semiz , mütevazi , tevazü edici , layik münasip , hoş , bereketli
genel حَرِيٌّ : جدير ، لائق layık , değer , münasip , yakışıklı olan , seza , liyakat , ev önü
genel صَوَّبَ : تَصْوِيباً doğrultmak , doğrulamak , düzeltmek , yöneltmek , uygun görmek , tasvip etmek , doğru bulmak , sevap ve doğru add etmek , beğenmek , tensip etmek , münasip görmek , hedefe doğru çevirmek , kast etmek
genel تَصْوِيبٌ (ج) تَصْوِيبَاتٌ doğrulamak , düzeltmek , yöneltmek , uygun görmek , tasvip etmek , tasvip , doğru bulmak , doğrultmak , sevap ve doğru add etmek , beğenmek , tensip etmek , münasip görmek
genel تَرْبِيَةٌ : تَعْلِيمٌ terbiye , eğitim , terbiye etmek , beslemek , büyütmek , eğitim , eğitmek , ıslah etmek , ahlak ve keyfiyatı ruhaniye ve cismaniyeyi kemale eriştirmek ve kemale eriştirmeğe münasip olanhalata mazhar kılmakve muahaza edip azap ve ikap etmek , tedip etmek , ve teksiri lezzet zımnında ibraz ve paha ve ilave etmek
genel صَالِحٌ (ج) صَالِحُون و صُلَحَاءُ و فِي القُرْنِ الكَرِيمِ وَإِلَى ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَالِحًا قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُواْ اللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ قَدْ جَاءَتْكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ هَذِهِ نَاقَةُ اللَّهِ لَكُمْ آيَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِي أَرْضِ اللَّهِ وَلاَ تَمَسُّوهَا بِسُوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ iyi , elverişli , iyi olan , elverişli olan , salih , uygun , münasip , yerinde , yakışır , yaraşır , sağlıklı , layık , yararlı , doğru insan , yaraşık uygun olan , bozuk olmayan ve bir nevi günahta ısrar etmeyip allah tealadan korkarak dindar ve müttaki ve ehli hayır olan
genel تَجْنِيسٌ (ج) تَجْنِيسَاتٌ vatandaş etmek , iki nesneyi birbirine benzetmek ve bir cinsten olmak , iki kelime bazıcihetle birbirine münasip olup ciheti uhrada muhtelif olmak ve minval muharrer üzere olan kelimeleri istimalinde olan sanat , tecnis , cinaslandırmak
genel تَلآءَمَ : تَلآءُماً uygun gelmek , uymak , yakışmak , münasip olmak
genel صَلَحَ ـُـ صَلاَحاً kötülük gitmek , iyi olmak , münasip olmak , düzelmek , iyi olmak , bozukluğu gitmek , yaramak , münasip olmak
genel إستنساب ، إستصواب münasip görmek
genel إِسْتِعْدَاتٌ (ج) إِسْتِعْدَادَاتٌ hazırlık , hazır ve amade olmak , meyl - i münasip , zeka feraset
genel أَوَالِي tek hücreli hayvanlar , evlalar , ziyade iyi ve münasip olanlar
genel إِنْسَانِيَّةٌ (ج) إِنْسَانِيَّاتٌ : مرؤة insanlık , insaniyet , hümanizm , insana mahsus ve münasip olan keyfiyet , adama yakışır evsaf , ve erdemler , adamlık , hümanizm , insana mahsus münasip olan , adama yakışır evsaf , ve erdemler
genel وَفَّقَ : تَوْفِيقاً فِي uzlaştırmak , insanların arasını bulmak , düzeltmek , yapmak , cenab - ı hak birini muvaffak etmek , eşyaları düzene sokmak , başarıya ulaştırmak , uydurmak , uyuşturmak , muvaffak etmek , birleştirmek , başarılı kılmak , sulh etmek , çeşitli eşya arasını münasip bir şekilde dizmek , arzusuna kavuşmak , Allah hayır ilham etmek , say edip çalıştığı şeye nail ederek birinin işini rast getirmek , birinin delil ve hüccetini musip kılmak
genel صَلَـُحَ ـُـَـِـ صَلاَحاً و صُلُوحاً و صَلاَحِيَةً و مَصْلَحاً لِ ... bir işe yaramak , yaraşmak , elverişli olmak , uygun olmak , düzelmek , iyi olmak , salih olmak , uygun gelmek , yakışmak , münasip olmak
genel بَرَاعَةُ المَطْلَعِ bir kasidenin ilk beytinin sahihüssebk ve vazihülmana ve haşiw ve takidten salim , mütenasibülkısmeyn ve muktezayı makama münasip olması , ( حسن الإبتداء ) da derler
genel بَلاَغَةٌ : فصاحة belağat , kelamın merama mutabık olması , yani meramını tıpkı ifade etmeye kadir olmak , beliğ olmak , sözde uz olmak , meramın hüsnü suratle ve münasip ve düzgün sözlerle anlatılması , sözü yerli yerinde söylemek , fa sahat
genel أَحْرَي : أولي : أجدر ، أحوط ziyade layık ve şayan ve seza ve ahra olan , ziyade layık ve münasip , layik , münasip
genel أَوْلَي : لائق ، مناسب ، أحوط ziyade layık ve seza ve münasip olan , evla olan , daha iyi , yeğrek yani elyak ve enseb , evla , daha iyi , çok iyi , daha layık , daha haklı , daha müstahak
genel آرَكُ : أَلْيَقُ: أَنْسَبُ daha münasip ve şayan , daha layık
genel أنسب ، أولي ، أوفق daha münasip
genel لِسَانٌ مُنَاسِبٌ lisanı münasip , uygun lisan
genel إِبَّانٌ (ج) أَبَابِينُ : حين ، موسم ، وقت ، زمن: أَفَّانٌ : و تقول كُلْ الفَاكِهَةَ فِي إِبَّانِهَا اي في وقتها و زمانها mevsim , münasip zaman , vakit , sıra , sırasında , mevsim , hengam , aralık , esna
genel مناسب كثيرا pek münasip
genel مُلاَئِمٌ (ج) مَلاَئِمُون uygun , münasip , yakışır , mülayim , yumuşak

ilgili Kelimeler


 _
 

Hızlı Online Çeviri