münasip kelimesinin Türkçe Türkçe çevirisi ve anlamı

Kategori Anlam Orijinal metin
genel مُوَافِقٌ ( ج ) مُوفِقُون ( م ) مُوَافِقَةٌ anlaşan , razı olan , muvafakat eden , kabuleden , uyuşan , uygun , münasip , hemsaz , muvafık , sezaver , raslayan , tesadüfeden
genel بَدَا ـُـ بُدُوّاً وبَدَاءً و بَدْواً و بَدَاءَةً وبَدَاوَةً açık ve belli olmak , görünmek , belirmek , ortaya çıkmak , zahir olmak , meydana çıkmak , zihhinde bir rey ve mülahaza peyda olmak , hatıra gelmek , istemek , beğenmek , münasip görmek , kıra çıkmak , dışarı çıkmak , def - i hacet etmek , görünmek , ayan beyan olmak , çöle çıkmak , çölde ikamet edip bedevi olmak
genel بَلاَغَةٌ : فصاحة belağat , kelamın merama mutabık olması , yani meramını tıpkı ifade etmeye kadir olmak , beliğ olmak , sözde uz olmak , meramın hüsnü suratle ve münasip ve düzgün sözlerle anlatılması , sözü yerli yerinde söylemek , fa sahat
genel صَلَـُحَ ـُـَـِـ صَلاَحاً و صُلُوحاً و صَلاَحِيَةً و مَصْلَحاً لِ ... bir işe yaramak , yaraşmak , elverişli olmak , uygun olmak , düzelmek , iyi olmak , salih olmak , uygun gelmek , yakışmak , münasip olmak
genel بَرَاعَةُ المَطْلَعِ bir kasidenin ilk beytinin sahihüssebk ve vazihülmana ve haşiw ve takidten salim , mütenasibülkısmeyn ve muktezayı makama münasip olması , ( حسن الإبتداء ) da derler
genel نَاسَبَ : مُنَاسَبَةً birbirine uygun gelmek , birbirine uymak , benzeşmek , münasip olmak , yakışmak , uymak , oranlamak
genel أنسب ، أولي ، أوفق daha münasip
genel آرَكُ : أَلْيَقُ : أَنْسَبُ daha münasip ve şayan , daha layık
genel أَنْسَبُ daha uygun , daha münasip
genel أَحْوَطُ : أحري daha ziyade ihtiyatlı , elyak , ziyade şamil ve ve havi ve muhit olan , layik ve münasip
genel لاَئِقٌ değer , uygun , yaraşık , yaraşır , yakışır , yakışık , münasip , uygun , elverişli , layık , münasip , yakışıklı olan , seza
genel إِصَابَةٌ ( ج ) إِصَابَاتٌ : هدف doğru varıp erişmek , doğru ve münasip iş işlemek , doğru söz söylemek , değmek , isabet etmek , doğru hareket etmek , yetişmek , bulmak ve her nesneyi yerinden etmek , yaralanmak , bulmak ve her nesneyi yerinden etmek , erişmek , yara , gol , hedef , vakıa , sakatlık , isabet
genel تَصْوِيبٌ ( ج ) تَصْوِيبَاتٌ doğrulamak , düzeltmek , yöneltmek , uygun görmek , tasvip etmek , tasvip , doğru bulmak , doğrultmak , sevap ve doğru add etmek , beğenmek , tensip etmek , münasip görmek
genel صَوَّبَ : تَصْوِيباً doğrultmak , doğrulamak , düzeltmek , yöneltmek , uygun görmek , tasvip etmek , doğru bulmak , sevap ve doğru add etmek , beğenmek , tensip etmek , münasip görmek , hedefe doğru çevirmek , kast etmek
genel سَانِحٌ elverişli , müsait , münasip , uygun
genel مُؤَاتٍ : مُوَافِقٌ elverişli , müsait , uygun , muvafık , razı olan , münasip
genel خلْسَةً gizlice , sinsice , çaktırmadan , hissetirmeden , münasip fırsat
genel وَفْقَ göre uygun , uyarınca , uygun , münasip , göre , sırasında , sırasında , esnasında , zamanında , muvafakat etmek
genel إِطْنَابَةٌ güneş ve yağmurdan korunmağa münasip olan nesne
genel مُتَنَاصِفٌ güzellikçe ve düzgünlükçe eşit ve münasip olan
genel إِسْتِعْدَاتٌ ( ج ) إِسْتِعْدَادَاتٌ hazırlık , hazır ve amade olmak , meyl - i münasip , zeka feraset
genel إِنْسَانِيَّةٌ ( ج ) إِنْسَانِيَّاتٌ : مرؤة insanlık , insaniyet , hümanizm , insana mahsus ve münasip olan keyfiyet , adama yakışır evsaf , ve erdemler , adamlık , hümanizm , insana mahsus münasip olan , adama yakışır evsaf , ve erdemler
genel صَالِحٌ ( ج ) صَالِحُون و صُلَحَاءُ و فِي القُرْنِ الكَرِيمِ وَإِلَى ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَالِحًا قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُواْ اللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ قَدْ جَاءَتْكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ هَذِهِ نَاقَةُ اللَّهِ لَكُمْ آيَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِي أَرْضِ اللَّهِ وَلاَ تَمَسُّوهَا بِسُوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ iyi , elverişli , iyi olan , elverişli olan , salih , uygun , münasip , yerinde , yakışır , yaraşır , sağlıklı , layık , yararlı , doğru insan , yaraşık uygun olan , bozuk olmayan ve bir nevi günahta ısrar etmeyip allah tealadan korkarak dindar ve müttaki ve ehli hayır olan
genel صَلَحَ ـُـ صَلاَحاً kötülük gitmek , iyi olmak , münasip olmak , düzelmek , iyi olmak , bozukluğu gitmek , yaramak , münasip olmak
genel حَرِيٌّ : جدير ، لائق layık , değer , münasip , yakışıklı olan , seza , liyakat , ev önü


 

Hızlı Online Çeviri