yüksek kelimesinin Türkçe Türkçe Sözlükteki anlamı

Kategori Anlam Orijinal metin
genel َسْنَعُ ( ج ) سُنْعٌ ( م ) سَنْعَاءُ uzun , yüce , yüksek olan
genel آلٌ ( و ) آلَة ( ج ) آلاَتٌ : أهل ، عيال ، سلالة ، شخص ، ذات ، : نفس ، قرابة ، عهد ، أمان ، أولاد ، سَرَابٌ ومنه قوله تعالي ( و أَغرقنا آلَ فرعون ) وفي القرآن أدخلوا آل فرعون أشد العذاب و آل الرسول أولاده و آل موسي و آل هارون aile , familya , soy , ehil , iyal , hanedan , sülale , dodman , şahıs , zat , ehil , iyal ve etba ve ahbap ve dostlar takımı , akraba , taraftar , al , evhalkı , hısım , taraf , ehl - i kerem , ahit , eman , akşam ve sabah yükselen sis , serap , ılgım salgım , dağ etrafı ve etekleri , çadır direği , tahta , kereste , sabah akşam yerden kalkan buhar ve bunun gösterdiği şekil ve alametler , cüssesi yüksek deve
genel أَعَالِيُ ala olanlar , rütbeli faik olanlar , yüksek ve mürtefi olanlar
genel إِعْلاَءٌ ( ج ) إِعْلاَءَاتٌ ali ve mürtefi kılmak , yüceltmek ve yüksek etmek , kaldırmak
genel مَاكَسَ فِي البَيْعِ alım satımda satıcı yüksek alıcı fiyatla düşük fiyatla alı veriş yapılmasını istedi
genel مَاكَسَ : مُمَاكَسَةً فِي alım satımda satıcı yüksek alıcı fiyatla düşük fiyatla alı veriş yapılmasını istemek , münakaşa etmek
genel زَأْمَةٌ ani ölüm , yüksek ses
genel بَيْنَ ( ج ) بَيْنَاتٌ و بُيُونٌ ( ظ ) : فراق ، فرقة ، بُعد ، ناحية ، خطة و يقال بَيْنَ الظُّهْرِ و العَصْرِ و يقال وقع بَيْنَهُمْ بَيْنٌ ara , arada , arasında , ara yer , arası , araya , orta , meyan , kim , nahiye , bucak , bölge , hutta , iki yer arasındaki aralık ve sınır , gözün erdiği ve ihata ettiği miktar yer , kaba ve yüksek yer , ayrılık , fırkat , vüslat , arası , dostluk , düşmanlık , fırkat , uzaklık , aralık , fırak , fark , tefavüt , rüchan , cüdalık , beyan olmak , meyane , mesafe , meyanında
genel تَالَي : مُتَالاَةً ardınca olmak , izlemek , birbiri ardınca olmak , tabi olmak , şarkı söyleyene yüksek sesle eşlik ve refakat etmek
genel نَوْفٌ ( ج ) أَنْوَافٌ artma , yükselme , yüksek hörgüç , kadınların bızırı , ses
genel تَرَقِّيٌ ( ج ) تَرَقِيَّاتٌ artmak , izdiyad bulmak , ilerlemek , yükseğe çıkmak , yükselmek , yüksek olmak , terakki
genel المحكمة الإدارية العالية العسكرية Askeri Yüksek İdare Mahkemesi
genel وَثَبَ ـِـ وَثْياً و وثوباً و وَثَبَاناً ووِثَاباً و وَثيباً و وَثْبَةً عَلَي atlamak , sıçramak , yüksek mevkiye ulaşmak , zıplamak , hoplamak , zıplamak , yüksek mevkiye ulşamak , dikilmek , kalkmak , oturmak , yenmek , galebe etmek , üzerine çıkmak
genel نَافَ ـُـ نَوْفاً عَلَي ، مِنْ atılmak , deve uzun ve yüksek olmak , bir şeye yaklaşmak , yükselip bir şeyi gözetir olmak , çocuk memeden süt emmek , geçmek , aşmak
genel نَجَفَةٌ ( ج ) نَجَفٌ و نِجَافٌ avize , höyük , tepe , buğdaycık otu kabuğu , yuvarlak olup etrafındaki yerlere yüksetkten bakan yer , yüksek bayır
genel مَارِدٌ ( ج ) مُرَّادٌ و مَرَدَةٌ و في القرآن الكريم مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍ azgın , serkeş , inat ve bedhuy adam , muanit , inatedici kimse , dev , şeytan , iri , kocaman , cankeş , haddi aşan , sevincinden hoplayan , yüksek şey
genel نَبِئٌ و فِي الحَدِيثِ الشَّرِيفِ لاَ تَضُلُّوا عَلَي النَّبِئِ اَيْ علَي المَكَانِ المُرْتَفِعِ المُحْدَوْدَبِ açık ve cadde yol , şahrah , yüksek yer , düz olmayıp çakır çukur ve eğri büğrü yol
genel جَاهَرَ : مُجَاهَرًَ و جِهَاراً açıkça söylemek , ilan etmek , yüksek sesle okumak , anons etmek , galip gelmek
genel صَارَحَ : صِرَاحاً و صُرَاحاً ومُصَارَحَةً açıkça söylemek , yüksek sesle söylemek , beyan etmek , ilan etmek , ikrar ve itiraf etmek , açığa vurmak
genel سَمَقَ الشَّجَرَ : طَالَ و عَلاَ ağaç uzun ve yüksek oldu
genel سَمَقَ ـُـ سَمْقاً و سُمُوقاً ağaç uzun ve yüksek olmak , bitki yükselip uzamak
genel أَلَّ ــ ألاًّ و أَلَلاً و أَلِيلاً ağlayıp inlemek , seyrek seyrek dikmek , yüksek sesle dua etmek , at kulaklarını kalem gibi dikmek , yüksek sesle dua etmek , sürat ve salınarak yürümek , titreyip salınarak deprenme ile yürümek , renk parıl parıl parlamak , koşarken omuz başlarınız sıçrayıp oynamak , süngü ile dürtmek , sallanmak , deprenmek , süngü ile sancımak , vurmak , kovmak , tartetmek , defetmek , tellemek , ilmek , inlemek , ah ve enin etmek , musibet zamanında bağırıp fiğan ve feryad etmek , av kuşu ava salmakatan çekinmek , imtina etmek , ağlayıp yakarmakla dua etmek
genel حَطَّ ـُـ حَطّاً و حُطُوطاً aşağı indirmek , konmak , aşağıya düşürmek , yüksek yerden aşağıya inmek , indirmek , yere atmak , bırakmak , ucuz olmak , yere koymak , bırakmak , düşmek , aşağılanmak , aşağı koymak , ucuzlatmak
genel لَشَا ـُـ لَشْواً aşağılamak , yüksek iken alçalmak
genel المدرسة العليا للصحافة و النشر basın ve yayın yüksek okulu


 

Hızlı Online Çeviri