yüzü kelimesinin Türkçe Türkçe çevirisi ve anlamı

Kategori Anlam Orijinal metin
genel بَشِعٌ ( م ) بَشِعَةٌ acı , yakıcı , sert , dişlerini temiz tutmamaktan ağzı fena kokan kişi , daima acı ve yakıcı şeyler yiyen , kötü ahlaklı , çirkin , iğrenç , bedhuy , tatsız , bedhuy , hilkaten yakışıksız , yüzü gülmez , ekşi yüzlü , tırşrü , düğümü çok ağaç
genel جَنَأَ ــ جَنَأً و جُنُوءاً الرجلُ عليه : أكبّ عليه adam onun üzerine yüzü koyup düşüp kapandı
genel كَبَّ الرَّجُلَ عَلَي وَجْهِهِ او لِوَجْهِهِ : صَرَعَهُ adamı yüzü üzere yere yıktı
genel تَعِسَ الرَّجُلُ adamın ayağı kayıp yüzü üstüne yıkıldı , adam uzaklaştı , uzağa gitti
genel إِكْتَنَّ الرَّجُلُ * : إِبْيَضَّ وَجْهُهُ adamın yüzü ağardı
genel تَبَلَّجَ الرَّجُلُ : صَارَ بَشُوشاً adamın yüzü güldü
genel هَبِجَ وَجْهُ الرَّجُلِ adamın yüzü şişti
genel أَبْيَضُ الوَجْهِ akyüzlü , yüzü ak
genel رَجُلٌ أَبْيَضُ alnı açık ve yüzü ak adam , beyaz adam
genel لَحْمَةٌ ، لُحْمَةٌ ( ج ) لُحَمٌ argaç , baş derisinin iç yüzü , et parçası , akrabalık , yakınlık , hısımlık
genel لِبْدَةٌ ( ج ) أَلْبَادٌ و لُبُودٌ و لِبَدٌ aslan yelesi , birbirine girmiş yün , saç , keçe , çrkirge sürüsü , gömleğin göğsüne vurdukları büyük yama , uyluğun iç yüzü , külah , kavuk , toplu , yele , kıl
genel بَجْدَةٌ ، بُجْدَةٌ ، بُجُدَةٌ : أَصْلٌ ، أَسَاسٌ : كنه الأمر : يقال عنده بَجْدَةُ ذَلِك asıl , esas , sahra , çöl , bir işin iç yüzü , hakikat , gerçek , vukuf , malumat , ehil
genel مَأْبِضٌ ( ج ) مآبِضُ : أُبْضٌ : بَاطِنُ المِرْفَقِ at gibi hayvanların iç dizi , diz altındaki çukur , dizaltı , dizin iç tarafı , dirseğin iç yüzü , diz kapağının altı , oyuğu
genel جِرْفٌ : جُرْفٌ avurdun iç yüzü , sel suyunun uğradığı yer
genel وجه القمر ay yüzü ( b . is )
genel سَطْحُ المِرْآةِ aynanın yüzü
genel طَفْرَةٌ ( ج ) طَفَرَاتٌ aşmak , atlayış , aşmak , sıçramak , sıçrama , sıçrayış , hoplama , fırlayış , tırmanma , tırmanış , mutasyon , değişme , tafra , sivilce , süt yüzü , ince kaymak
genel كَوَّسَ : تَكْوِيساً ، هُ baş aşağı döndürmek , yüzü koyu yıkmak
genel صَبِيٌّ مَسْعُوفٌ başı ve yüzü çıbanlı erkek çocuk
genel مَسْعُوفٌ başı veya yüzü çıbanlı kimse
genel بَشَرٌ ( و ) بَشَرَةٌ ( ج ) أَبْشَارٌ : إنسان beşer , insan , insanoğlu , ademoğlu , adam , can , insan derisinin harici tabakası , zahiri yüzü , dış yüzü , üst deri cild , post , halk , beni adem , nevi beşer , beşer , insan , mutlaka insan , adam , insanoğlu , adem oğlu , adam oğlanı , deri , cilt , post , vücüdün dış derisi
genel إِعْثَارٌ ( ج ) إِثَارَاتٌ bir adamın ayağını kaydırıp yere kapatmak , bir kimsenin ayağını sürçütüp yüzü koyun yıkmak
genel إِحتَتَأَ : إِحْتِتَاءً bir kimseden korkmak , utanmak sebebiyle ondan gizlenip saklanmak , bir kimseyi aldatmak dek ve dubare eylemek , kopmak , korkudan renk yüzü değişmek , bozulmak , mütegayyir olmak
genel جُنُؤٌ : جَنَأٌ : bir nesne üzre yüzü koyu düşüp kapanmak
genel صَفْحَةٌ ( ج ) صَفَحَاتٌ و صِحَافٌ bir nesnenin yüzü , yanı , herhangi bir şeyin tarafı , sayfa , sahife , yüz , yaprak , küçük kase , yan , canip , safha


 

Hızlı Online Çeviri