akçe kelimesinin Türkçe Türkçe çevirisi ve anlamı

Kategori Anlam Orijinal metin
genel تعبئة المبلغ ، وضع المبلغ ، تعبئة المال akçe yerleştirmek
genel إدخار مال علي المال akçe üzerine akçe yığmak
genel دِرْهَمٌ ( ج ) دَرَاهِمُ akçe , para , bir nevi gümüş para , sikkeli gümüş , dirhem
genel فَحْلٌ ( ج ) فُحُولٌ و أَفْحُلٌ و فِحَالٌ aygır , damızlık , at , boğa , buğur deve , poğur , erkek , çok yaşlı adam , büyük şair , akçe ve altın
genel لُهْوَةٌ ( ج ) لُهاً : بَخْشِيشٌ bir avuç dolusu mal , bin altın ve akçe , bahşişin en efdali , bahşiş , caba , değirmen çekerken öğütmek için boğazına konulan tane
genel مُكْلِئٌ bir kimseye birkaç aydan sonra buğday veya olasıya akçe veri koyucu kimse
genel مَبْلَغٌ ( ج ) مَبَالِغُ و يقال بَلَغَ فِي الجُودِ مَبْلَغاً bir şeyin vasıl ve baliğ olduğu veya ulaşabileceği derece , erişilen yer , tutar , meblağ , miktar , yekün , toplam para , varılan yer , akçe miktarı , son
genel الكلام الباطل كالدرهم العاطل لصاحبه ، إحفظ لسانك من سؤ الكلام فذا كدرهم الغش مردود لصاحبه boş söz ile kalp akçe sahibinindir
genel ثَلَّةٌ ( ج ) ثِلَلٌ و ثِلاَلٌ و يقال له ثَلّةٌ اي قطيع و كِسَاءٌ جَيِّد الثَّلَّةِ و حَبْل ثَلَّة و ثَلَّة من الدراهم büyük koyun sürüsü yahut koyunla keçiden karışık sürü , yünle deve tüyü veya keçi kılı karışık , koyun yapağısı , yün , sahrada yolculara gölge etmek üzere dikilmiz millerin beheri devenin iki su içimi arasında geçen iki günlük susuzluk , çok akçe miktarı , kuyudan çıkan toprak
genel جَوَارِحُ carihalar , el ve ayak misillü insana akçe kazandırır aza ve şikari olan yırtıcı kuşlar ve hayvanlar
genel خبيث الطوية ، عديم المرؤة ciğeri bir akçe etmez
genel ثَلَّ ـُـ ثَلاًّ و ثَلَلاً delmek , gedik açmak , evi yıkmak , kuyudan toprak çıkarmak , toprak veya kum yığınını el ile bir tarafa çalmak , boşaltmak , helak etmek , toplamak , öldürmek , kırmak , mahve ve helak etmek , toprak veya kum yığınını el ile karıştırıp bir tarafını yıkmak , temelini kazmak , kuyuya toprak sürmek , akçe darp etmek , dövmek torba veya dağarcıktan şey çıkarmak , hayvan terslemek
genel أَجْبَي : إِجْبَاءً و في الحديث مَن أَجْبَي فَقَدْ أَرْبَي develeri zekat tahsildarından kaçırmak , ekini olmadan satmak , bir şeyi veresiye pahalı satıp sonra peşin akçe ile ucuz almak
genel أيها البهلول و أيها الدرويش تقضي الحاجة بالدراهم ey aptal ey derviş akçe ile biter iş
genel جَارِيَةٌ ( ج ) جَوَارٍ و جَارِيَاتٌ و في القرآن الكريم : حملنا في الجارية و قد جرت جريا : و الجواري الكنّس اي الكواكب و النجوم genç kız , cariye , akçe ile alınıp satılan kız yahut karı , odalık , karavaş , besleme , halayık , dişi hizmetçi , güneş , hurşid , şems , gemi , vapur , sefine , cairi olan , olup biten , rüzgar , uyel , göz , Cenab - ı Hakkın kullarına verdiği nimet , yılan
genel نَهْرَجَةٌ geçmez bakırlı akçe
genel عملة فضة gümüş akçe
genel جَرِيمَةٌ ( ج ) جَرَائِمُ و يقال أخذ فلان بِجَريمته و هو جَريمة القوم اي كاسبهم و لا و الذي أخرج العذق من الجريمة günah , kabahat , suç , cinaye , cürüm , çocuklaarın en sonu , en sonra doğanı , suçlu kimseden suçu içi alınan akçe , para cezası , bir cemaat veya aile için kesb eden , hurma çekirdeği
genel خَرَاجٌ ( ج ) أَخْرَاجٌ و أَخْرِجَةٌ : ثَوَابٌ : مَجْبَي haraç , vergi , pahaya kesilen kulun , hergün , kazanıp efendisine verdiği akçe ve kafir başından alınan kesim , yerin mahsülü , pişman olmak
genel نقد ( ج ) نقود hazır akçe
genel درهم مغشوش hileli akçe
genel إِدَارَةٌ ( ج ) إِدَارَاتٌ idare , yönetim , döndürmek , devrettirmek , yağma ettirmek , dolandırma , dezgindirme , yönetmek , çevirmek , döndürmek , levazımı tedarikle kullanmak , zapt ve rapt ve tanzim etmek , muayyen bir miktar harcından tecavüz etmek , masrafları azaltmak suretiyle akçe artırmak , idare etmek , tedvir , levazımı tedarikle kullanmak , zapt u rapt ve tertip ve tanzim etmek , muayyen bir miktar haddi tecavüz etmemek , taklili masarif etmek
genel ثُلَّةٌ : جماعة الناس و في القرآن الكريم ثُلَّةٌ من الأولين و ثُلَّةٌ من الاخرين insan cemaatı , bölük , kıta , çok akçe miktarı , grup , topluluk , takım , cemaat , alay
genel عَيْنٌ ( ج ) عُيُون و أَعْيُن ، نَفْس ، مال ، ذهب عيب ، ثور ، طَليعة : مَطَرٌ يدومُ خَمْسَةَ أيامٍ أو سِتَّةٍ لا يُقْلع . والعَيْن أيضاً : طائرٌ أصفر البطنِ ، أخضرُ الظهَّر ، بِعِظَمِ القَمْرِيِّ . والعَيْن في المِيزان عَيْبٌ ، وذلك أن تَرْجُعَ إحدى كِفَّتَيْه على الأخرى و فِي القرآنِ الكَرِيم فِيْهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ insan ve hayvan gözü , pınar , kaynak gözü , ayazma , güneş , pınar , çeşme , mal , altın , delik , mal , akçe , casus , karakol , gözcü , daha iyi , yeğrek , zat , komutan , asker başkanı , asker öcüsü , ayın
genel جُشْمٌ ( ج ) جُشُومٌ و قَالَ جَرِيرٌ بَدَا ضَرْبُ الكِرَامِ و ضَربُ تَيْم * كَضَرْبِ الدُّنْبَلِيَّة و الجُشُومِ kalp akçe


 

Hızlı Online Çeviri