Benzer Kelimeler

aşı kelimesinin Türkçe Türkçe çevirisi ve anlamı

Kategori Anlam Orijinal metin
genel مَنْفَعَةٌ (ج) مَنَافِعُ menfaat , ası , fayda , yarar , kar , faydalı , faydalı şey , menfaat nedeni
genel جَأَبَ ـَـ جَأْباً mal kazanmak , aşı boyası denilen kırmızı topraktan satmak
genel جَأَبَ فُلاَنٌ filan kimse aşı boyası denilen kırmızı toprak sattı
genel أَكْلأَ فِي الطَّعَامِ : أَسْلَفَ aşı selef ve selem yoluyla bey ' veya icar eyledi
genel نَفْعٌ fayda , yarar , ası , kar , menfaat , avantaj , kazanç , menfaat sağlamak
genel طُعْمٌ (ج) طُعُومٌ yem , yiyecek , aşı , aşı maddesi , yem , kuşlara atıan tane , hediye
genel عَائِدَةٌ (ج) عَائِدَاتٌ و عَوَائدُ ası , fayda , yarar , menfaat , iyilik , yardım , tekrar edilen söz
genel رِبْحٌ (ج) أَرْبَاحٌ : رَبَحٌ kar , kazanç , ası , yarar , fayda , ticaret , menfaat , kar etmek , kazanmak
genel لِقَاحٌ : تطعيم aşı , toz , aşılama , polen , ekek at , aygır , devenin dölü , suyu
genel سَمْنٌ * beden semirmek , yemeğe say yağ katmak ve aşı onunla pişirmek , bağlamak
genel جَدْوَي (الجدوي) : و يقال ما أصبت منه جدوي قَطّ و في المثل شغلت شعابي جداوي atiyye , ihsan , fayda , yarar , menfaat , ası , atiyye , bahşiş , uygulama imkanı , tatbik kabiliyeti
genel جَدَاءٌ : نفع ، فائدة و يقال فلان قليل الجداء عنك fayda , menfaat , ası , küçük memeli kadın , sütü çekilmiş koyun , deve , kıtlık yılı
genel مُتْعَةٌ (ج) مُتَعٌ إن زواج المتعة باطل eğlenti , neşe , faydalanan şey , fayda , ası , muta , tat , yarar , mutlaka yararlanacak nesne
genel لَقَاحٌ dişi hurmaya vurulan aşı , erekek hurma çiçeği , erkek deve dölü , aşı , virüs , itaatsız topluluk
genel مَكْرٌ (ج) مُكُورٌ hile , kurnazlık , hile ile aldatma , oyun , fend , kurnazlık , hile etmek , şeytanlık , şallavlık , aşı denen kırmızı çamur
genel طَعْمٌ (ج) طُعُومٌ tatmak , tat , lezzet , çeşni , koku , rayiha , nefis yemek , aşı , aşı maddesi , yem , yiyecek , hediye
genel طَائِلٌ (ج) طَوَائِلُ fayda , yarar , ası , menfaat , kar , bolluk , fazlalık , zenginlik , faydalı , çok , bol güç , yükseklik
genel دَلِيكٌ (ج) دُلُكٌ deneyimli , tecrübeli , alışkan , çilek , yel tozudup savurduğu toprak , hoş merim dedikleri yiyecek , aş , omaç aşı
genel أَلْقَحَ : إِلْقَاحاً aşılamak , ilkah etmek , gebe bırakmak , tohumlamak , dişi hurmaya aşı vurmak , ağaç dal , filiz vermek , bitirmek
genel فَائِدَةٌ (ج) فَوَائِدُ fayda , kar , ası , yarar , faiz , menfaat , avantaj , devam eden mal , çalışmak , ve benzerleriyle elde edilen , malın kazancı
genel بِضَاعَةٌ (ج) بَضَائِعُ : سِلْعَةٌ : أَصْلُ المَالِ ، رَأْسُ المَالِ : مال ، سلعة متاع ، علم ، شيئ قليل وفي القرآن الكريم ببضاعة مُزْجَاة و فِي المَثَلِ البِضَلعَةُ تُيَسِّرُ الحَاجَةَ sermaye , mal , maldan büyük pay , fayda , ası , az şey , eşya , yük , bir yere gönderdikleri meta , az şey , ilim , bilgi
genel غَدَاءٌ (ج) أَغْدِيَةٌ و في القرآن آتِنَا غَدَاءَنَا öğle yemeği , sabah yemeği , kuşluk yemeği , sabah yiyecek şey , sabah aşı , azık , gıda , besin , yiygi , sabah kahvatısı , Kürtçe taşte ve firafvin derler
genel نَفَعَ ـَـ نَفْعاً ومَنْفَعَةً بِ ، لِ yaramak , fayda etmek , faydası olmak , hayırlı bir şey ulaştırmak , fayda vermek , faydalı olmak , birini bir şey ile faydalandırmak , bir şey ile birinin işine yaramak , fayda vermek , ası etmek
genel صَأْصَأَ : صَأْصَأَةً بِ bakmağa çalışmak , göz kapaklarını kıpırdatmak , korkak olmak , hurma ağacı aşı tutmamak , korkup baş eğmek , ram olmak , bağırmak , birin haykırmak
genel تِجَارَةٌ (ج) تِجَارَاتٌ alış veriş , alım satım , bazerganlık , bazerganlık etmek , ticaret , alış veriş etmek , alış verişte hasıl olan kar ve fayda , ası , kar , fayda , tecim , tüccar malı , ticari emtia

 _
 

Hızlı Online Çeviri