Benzer Kelimeler

sel kelimesinin Türkçe Türkçe çevirisi ve anlamı

Kategori Anlam Orijinal metin
genel أَتِيٌّ ، أُتِيٌّ ، إِتِيٌّ (ج) أَتَاوي : أَتَاءٌ : غريب ، سيل cedveli umumi ile tarla veya bahçe arasındaki hususi arkının ayrıldıkları yer , nereden geldiği belli olmaksızın birden bire çıkan su , birden bire çıkan sel , aniden zuhur eden sel , bir kişi bir yere su iletmek için yardığı yarık , yabancı , garip , tanınmaz adam , misafir
genel مَدٌّ (ج) مُدُودٌ و فِي المَثَلِ مُدْ رِجْلَيكَ عَلَي قَدْرِ لِحَافِكَ çekmek , uzatmak , uzatma , met , erim , kabarma , yayma , uzama , sel , med , görüş mesafesi , çok su
genel جَفَأَ الوادي : مسح غثاءه çayın ve sel suyunun yüzünde olan çörçöp har ve haşak makulesini silip giderdi , dere suyunun üstündeki süprüntü ve otları toplayıp çıkardı
genel فُقُوءٌ çayır ve sair nebat kısmı yağmurdan veya sel suyundan kirlenip toz toprak olmakla davarlar yiyemez olmak
genel جَفَأَ الواديُ و القدرُ : اذا رميا بالجفاء اي الزبد dere ve kaynayan tencere köpüğünü dışarı attı , çayın ve sel suyunun yüzünde olan çörçöp har ve haşak makulesini silip giderdi , çayın ve sel suyunun yüzünde olan çörçöp har ve haşak makulesini silip giderdi , dere suyunun üstündeki süprüntü ve otları toplayı
genel بَاعِقٌ : مُؤَذِّنٌ و قال الشاعر تيممت بالكديون كي لا يفوتني من المقلة البيضاء تقريط باعق hızlı ve şidetli yağmur , sağanak , sel , müezzin
genel جُبَارٌ و يقال ذهب دمه جُبَاراً اي هدرا و يقال أيضا فُلان جرحه جُبَارٌ و المعدن جُبَارٌ intikamsız ve mücazatsız kalan kabahat , heder , batıl , diyet ve kısası icap etmeyen şey , sel suyu , zarar ve hasarı mucip şey , zimetsiz , zimmetten beri , bir işe ilişiği olmayan adam
genel جُفَاءٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ فَأَمَّا الزَّبَدُ فَيَذْهَبُ جُفَاء وَأَمَّا مَا يَنفَعُ النَّاسَ فَيَمْكُثُ فِي الأَرْضِ كَذَلِكَ يَضْرِبُ اللَّهُ الأَمْثَالَ su ve kaynayan tencerenin köpüğü , tencere ve sel suyunun köpüğü , nehir ve sel suyunun üstündeki süprüntü ve otlar , selin etrafa attığı çerçöp , silinti , boş gemi , boş ve batıl şey , köpük , batıl , asılsız nesne , yabana atılacak şey , heba , sel suyu nun yüzünde olan çörçöp , har ve haşak makulesiki seylenti tabir olunur
genel حَثٌّ (ج) حُثُوثٌ : ترغيب terğip ve teşvik etmek , ayartmak , dürtmek , kındırmak , rağbet etmek , derede yatan sel selintisi
genel جَفَأَ ـَـ جَفْأً و جُفُؤاً yere vurmak , düşürmek , yıkmak , tencereyi lengerin içne baş aşağı edip boşaltmak , tencerenin köpüğünü almak , çay veya sel suyunun üstündeki süprüntü ve otları toplayıp çıkarmak , kapıyı kapamak , örtmek , kapıyı açmak , otları kökünden çekip koparmak
genel وقيعة(ج) وقاع sel yarığı
genel مسيل ، مجري السيل sel yatağı
genel جَاءَ السَّيْلُ دُرْءاً و دَرْءاً : إندرأ من مكان لا يعلم به : bilinmeyen yerde ve ansızın garip sel zuhur eyledi , geldi
genel إِنْدِرَاْءٌ : إندفاع bilinmeyen yerden ansızın teadafül sel suyu gelmek , savulmak
genel إِنْدَرَأَ : إِنْدِرَاءً السّيْلُ : إندفع من مكان لا يعلم به : bilinmeyen yerden ansızın tedafüle sel suyu geldi
genel سَيْلٌ أَتَاوِيٌّ : يأتي من حيث لا يدرك umulmadık yerden çıkıp gelen sel
genel فَرَّعَ : تَفْرِيعاً مِن dağa , yükseğe çıkmak , dağdan veya bayırdan sel gibi aşağıya inmek , devenin yavrusunu boğazlamak , asıl meseleden çeşitli hükümler , furular çıkarmak , dallara ayırmak , budaklandırmak , kollara , dallara , bölümlere şubelere ayırmak , branşlandırmak
genel رَاسَ ـُـ رَوْساً salınarak yürümek , sel çer çöpü götürmek
genel بُعَاقٌ : بَعَاقٌ : بِعَاقٌ و يقال أَخَذَنَا بَُِعَاقٌ ansızın zuhureden şiddetli yağmur , sağanak , birden bire gelen şiddetli sel suyu , hızlı ses , şiddetli ses , gürültü
genel أداة التنسيب sel ( gr )
genel سيل (ج) سيول ، مسيل (ج) مسايل ، صاروط sel ( ar )
genel فَيَضَانٌ ج فَيَضَانَات sel

 _
 

Hızlı Online Çeviri